Obez futbolun zayıflama zamanı geldi

Zorunlu mola aldırdı salgın günleri tüm dünyaya. Mola ile her alanda her şeyin tekrar gözden geçirilmesi zorunlu kılınırken, spor endüstrisinde oluşan balon da patlama noktasına geldi.

Sürekli büyüyen, sürekli tüketen ve her sporsevere para gözü ile bakan endüstriyel sporun çarkları, salgın ile çalışamaz oldu.

Zengin bir sınıf yaratan ve kendi aktörlerini zengin eden bir rekabetten; değer yaratan ve oyuna saygı olan bir rekabete dönüşmek zorunda futbol.

Varoluş temelleri olan güzel oyun ve adil rekabete geri gitmeli belki de. Salgın ile ortaya çıktı ki, futbolun sahipleri olan taraftar olmayınca, futbolun oynanması da imkansız.

Şişirilmiş transfer bedelleri, orantısız maaşlar, karşılığı olmayan oyunlar, kulüplere çöken menajerler ve sürekli taraftarın para harcamasını isteyen sistem yara bere içinde.

Gelir adaletsizliğin yüksek olduğu bu dönemde, obur futbol endüstrisinde toplanan paranın, bundan sonra tabana yayılması zorunlu artık.

Bir milyon seyirci kaybı olabilir

Tüm Avrupa ligleri, zarar korkusu ile liglerin bir an önce başlaması için fırsat kollarken, beş büyük ligde oluşan zararın 4 milyar euro olduğu tahmin ediliyor.

Türkiye liginde ise yıllık toplam gelirlerin 4,2 milyar TL olduğu biliniyor. Fakat Kulüpler Birliği'nin açıklamasına göre salgın ile gelirlerin yüzde 30’u kayba uğradı.

Haftalık 14 bin seyirci ortalaması ile oynanan maçlar, kalan 8 hafta ile toplamda 1 milyon civarında seyirci kaybı yaşadı.

Liglere devam edilmesi durumunda maçlar, muhtemelen seyircisiz oynanacak. Bununla beraber spor yayınlarının, maçlar olmadığında alacağı reklamlar ve sponsorluklar da azaldı.

Özellikle kendine çok fazla anlam yükleyen spor medyasının bir bölümü, konuşacak konu bile bulamadı bu süreçte.

Yaklaşık 2 ay boyunca ödeme almayacak olan kulüplerin bünyesindeki sporcu ve çalışanlara ödeme yapması zor görünüyor.

Yayıncı kuruluşun da yapması gereken 50 milyon dolarlık ödemeyi yapamadığı düştü kulislere.

Henüz hasar tespit raporu oluşmazken, diğer branşlarda bütçeler küçülmek zorunda kalacak.

Avrupa’nın tüm ligleri aynı sorun ve aynı belirsizlikle boğuşuyor. Fransa liginde oyuncu maaşlarında indirim olmadığı takdirde bazı kulüplerin iflas edeceği öngörülüyor.

Alman 1. ve 2. liglerinde yine bazı takımlar tehdit altındayken, İngiliz, İspanyol ve İtalyan takımları da mecburi maaş indirimine gitmek zorunda kaldılar. 

Yıllardır tüketici olarak spor dünyasında yer alan Türk sporu, aşırı tüketim ve borçla yakalandı bu salgına.

Dünyanın her bölgesinde spor endüstrisi zarar görürken, salgının yarattığı tahribat Türk sporu için daha yıkıcı olabilir.

Salgın futbolda büyüme için küçülmeyi sağlayabilir

UEFA kriterlerinden sonra koronavirüs kriterleri de devreye girecek artık. Yüksek futbolcu maaşları şişmiş bonservisler ve Türk sporunun üzerine çökmüş menajerlerin kazandığı haksız kazançlar, koronavirüs sayesinde düşmek zorunda kalacak. 

Özellikle obezite olan futbol, sağlıklı bir bünyeye kavuşarak yaşamak zorunda artık.

Artık bir gerçeği kabul ederek yola devam etmeli Türk futbolu. Mevcut şartlarda ve mevcut düzende kulüpler düzeyinde başarı kolay görünmüyor.

Bir Türk kulübünün şampiyonlar liginde başarılı olması ve devamlılık yaratması mümkün değil.

TFF’nin karar alma ve yönetim şekli zaten sağlıklı işlemiyor. Kulüpler ve dolayısı ile marka değeri olmayan Türk futbolu küçülmek zorunda.

UEFA’nın Finansal Fair Play dayatması ile Türk futbolu gelir giderlerini kontrol alırken, küçülmeyi de koronavirüs ile yapmak zorunda kalacak.

Salgın ile darbe alan Türk futbolunun önüne, küçülerek büyümek için yeni bir fırsat çıktı. 

Her krizin fırsatlar yarattığı gerçeği belki de Türk futbolu için köprüden önce son çıkış imkânı sağlayacak.

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Tükenmez Haber’in editöryal politikasını yansıtmayabilir.

ETİKETLER

Editörün Seçimi