Türkiye’de seyirci futbolun batışını izliyor

Süper Lig’de son yılların en düşük yoğunluklu transfer dönemi yaşanıyor. Çünkü kredi kartı limiti dolar gibi; doldu harcama limitleri.

Transferler, hakemler ya da başarısızlık üzerine şekillenmiyor bugünlerde tartışmalar.

Harcama limitleri gündemin ana konusu olurken, yine kendine konu bulmakta zorlanmayan spor medyası ratinginden bir şey kaybetmiyor.

Taktik, strateji, koşu mesafeleri, dikine oyun yerine harcama limitleri şampiyonluk için önem kazandı futbol dünyası için.

Galatasaray, vergi borcunu geç yatırabildiği için yeni transferlerine zor lisans çıkartabilirken; Fenerbahçe, transfer için bankalar ile yaptığı anlaşmanın onayı bekliyor.

Beşiktaş para olmadığı transfer yapamayacak durumdayken, Trabzonspor da rakiplerinin transfer yapamaması üzerine kuruyor stratejisini.

Fakat ne olursa olsun bir gerçek değişmiyor. Kulüpler borçlu ve Türkiye süper ligi kıtanın en borçlu ligi.

Süper Lig 263 milyon euro zarar etti

UEFA geçtiğimiz hafta 2018 yılı finans raporunu açıkladığında, Türkiye Süper Ligi'nin zarar ederek, kaybedenler ligine dönüştüğü bir kez ortaya çıktı.

Rapora göre toplam geliri 748 milyon euro olan Süper Lig, 263 milyon euro ile Avrupa’nın en çok zarar eden ligi konumunda.

Toplam borcu 983 milyon olan lig, şampiyonlar ligine 2 takım birden gönderemezken en çok borcu olan 20 kulüplü lige, 3 takım birden gönderebiliyor.

En çok borcu olan ilk 20 kulüp içinde Fenerbahçe 334 milyon euro ile 6’ıncı, Beşiktaş 183 milyon euro ile 15’inci, Galatasaray da 175 milyon euro ile 17’inci durumda.

Yine rapora göre Fenerbahçe’nin varlıkları, borcunu karşılamazken, 3 takımın da borçları yıllık gelirlerinden oldukça fazla durumda.

Net borcu 983 milyon euro ile en yüksek 3’üncü Lig Türkiye Süper Ligi.

İlk 2 sıradaki İngiltere ve İtalya’nın borcu yüksek gözükse de borçlarının gelirlerine oranı düşük.

Raporda, gelir konusunda Avrupa’nın 7'nci ligi durumunda olan ligin, gelir değil daha çok gider sorunu olduğu teyit edilirken, koca bir ekonomi yaratan ligin kaybedenlerinin, kulüpler ve taraftarlar olduğu görünüyor.

2018 yılında 164 milyon euro gelir elde eden Beşiktaş’ın bu yıl transfer yapamayacak durumda olması ve başkanın hesap vermeden görevi bırakması, Galatasaray’ın, sene başında yaptığı transferler ve harcadığı paraya rağmen hala transfer için ocak ayını beklemesi, milyonlarca euro borca batan Fenerbahçe’nin bu zamana kadar ibra edilmesi, Türk futbolunun yönetilemediğini gösteriyor.

İbra eden üyeler, kulüpleri yanlış transferlerle zarara uğratan teknik direktörler ve finansal açıdan kulüpleri yanlış yöneten yönetimler, bu başarısızlığın paydaşları olarak aynı yerde duruyorlar.

Borçlanmayı taraftarlar durdurabilir

Teknik direktörler, menajerler ve medya transfer beklerken belki de taraftarların kampanya yapması gerekir transfer yapılmaması için.

Yayıncı kuruluşa üye olarak, sponsor ürünlerini kullanarak, ürün ve bilet alarak kulüplerin finansmanını taraftar yapıyor.

Taraftarların daha doğrusu tüketicilerin, bu zamana kadar harcadıkları paranın karşılığı olmadı.

Bu yüzden kredi kartı limitinin artması gibi harcama limitinin artması daha fazla borç yaratacak. Daha çok borçlanarak gelecek şampiyonluk da başarı olmayacak.

Yaklaşık 750 milyon geliri olan bir ligde bu gelirin, altyapıya, gençlere, genç teknik direktörlere kırıntıları bile kalmıyor.

Gelirler; borç faizlerine, menajerlere ve yanlış transferlere gidiyor.

4 büyük kulüp aynı hedefle, aynı vizyonla aynı masada oturarak, birbirini yaşatarak çıkar bu krizden.

Galatasaray, Beşiktaş, Fenerbahçe ve Trabzonspor’dan birinin olmadığı bir lige, ne yayıncı kuruluş para verir, ne de ligin marka değeri yükselir.

Bu yüzden birbirlerine hiç olmadıkları kadar ihtiyaçları var.

Türkiye futbolu kan kaybederken antibiyotik tedavisi alan hasta gibi. Acil yoğun bakıma alınması gerek artık.

ETİKETLER

Editörün Seçimi