Vatan ki; Hatıralar Toplamıdır

Bazen insanlar bana açıkça sorar bazen de sormazlar ama gözlerinde görürüm: “Burada devletle kavga edeceğine, mahkemeler, kumpaslar, cezaevleri vb. ile uğraşacağına neden İspanya’nın, İtalya’nın ya da Fransa’nın bir sahil kasabasında yaşamıyorsun?”

Cevap aslında çok karmaşık değil; ben bir fıkrayı anlattığımda espriyi kültürel olarak açıklamak zorunda kalırsam mutsuzluktan ölürüm. Cezaevinde, İstanbul’da, Kars’ta, İzmir’de ya da Diyarbakır’da benim için vatan, ortak anılar toplamıdır. Birlikte güldüğümüz ya da birlikte ağladığımız anlardır vatan. Bayramda cezaevinden gelen bir kartpostalın üstündeki cümle, dünyanın en lüks cennetlerinden daha değerlidir.

Nazi zulmünden kaçan büyük yazar Stefan Zweig ve eşi Lotte’nin intiharını bilir misiniz? Zweig ve eşi Brezilya’da intihar ettiler; kendilerini doğrudan tehdit eden bir Nazi tehlikesi olmamasına karşı vatansızlığa dayanamadıkları için ölmeyi seçtiler. Zweig ve eşi öldükten 3 yıl sonra Nazi iktidarı yerle bir oldu.

Bütün bunları neden anlatıyorum; kimse doğduğu, çocukluğunun geçtiği yeri isteyerek terketmez. 90’larda Esenyurt’ta belediye başkanlığı yaparken ülkemizin doğusunda düşük yoğunluklu bir savaş devam ediyordu. Kucağında çocukları ve bir bavul ile İstanbul’a geliyordu aileler, çoğunun okuma yazması yok, anadilleri Kürtçe. Tahmin edersiniz ki Etiler ya da Nişantaşı ile karşılaştırınca bu insanlar için Esenyurt daha uygun bir duraktı. Bu insanlara düşmanlık etmedim, hayatlarını kolaylaştırmaya çalıştım. Benim için “PKK’lıları Esenyurt’a yerleştiriyor” diyenler oldu, ne dediklerinin hiç önemi yok. Ben kucağında bebekleriyle yaşadıkları yeri bırakmak zorunda kalmış kadınlara yardım ettim. 

Beni geçmişe döndüren şey ,dün canlı yayında bota binen sığınmacıların kucağında gördüğüm bir çocuk, çoğunuzun aklında kıyıda yüzüstü yatan çocuğun görüntüsü duruyordur. Bu yazıda günlerce aylarca sürecek Esad mı daha diktatör muhalifleri mi daha vahşi ikilemine girmeyeceğim. Kimsenin demokrasiyle ilgili bir derdi olduğunu düşünmüyorum. Bazıları meseleye petrol kuyusu açısından bakıyor bazıları da mezhepsel kaygılarla...Bunlar doğal olarak tartışılacak fakat kucağında çocuğu olan bir babayla ya da anneyle bunları tartışamayız , ben tartışmam en azından.

Bizim ülkemizin milyonlarca sığınmacıyı kaldıramayacağı bir gerçek, dış politika yanlışları yüzünden bedel ödediğimiz de diğer bir gerçek. Fakat biz bu sorunları, bu sorunları üreten kafalar hala iktidar olduğu için çözemiyoruz. Örneğin Avrupa Birliği bize sığınmacılar için verdiği fonların nereye harcandığını görmek istiyor, ülkemizde bu şeffaflık olmadığı için bu konuda bile sorun yaşıyoruz. 

İktidardakileri bu gibi konularda eleştirmek riskli, ifade özgürlüğü ve yargı bağımsızlığı çoktan bizi terketti. Peki ülkelerini terketmek zorunda kalmış insanlara horozlanmak bize yakışır mı? Kendimize bir miktar saygımız varsa ırkçılık, gücümüzün yettiğine vurmak vb. bize yakışmaz.

ETİKETLER

Editörün Seçimi